top of page

 MARKA HİKAYESİ

 

"Metale Ruh Veren Bir Sanat Mirası"

  Sadekâr Olmak... "Sadekârlık, küçük heykeller yaratmak gibidir. Aslına bakarsanız heykeltıraşlıktan farksızdır. Biraz ressam, biraz mimar, biraz terzi   olmalısınız. Hem teknik bilginiz olmalı hem de sanatkârlığınız. Sonuç olarak teknikleri farklı olsa da konuştuğunuz dil aynıdır.

       Malzemeniz topraktan ve  yerin altından geliyordur ve benim için ona her dokunuş;  bazen o çok güçlü hayat ağacının kökleri ile  bir buluşma, bazen dokundukça parlayan, anlattıkça yeşeren bir uyanış, bir gelincik gibidir...    Bu sebeplendir belki de çamurdan  da madenden de vazgeçemeyişim. Ve yine bu sebeplendir ki efsaneleri, düne ve bugüne, bize ait hikâyeleri biçimlendirmeyi  tercihim.

      Topraktan gelen her maden, bizi oluşturan  hikâyelerimiz gibi aynı ağaçta hayat bulur bana göre. Yaptığım her işte bana  defalarca kendini anlatan ağacın ne söylediği önem kazanır bende; ta ki onu anlayıp dinlemek isteyen biri ile   karşılaşıncaya dek....."

                                                                                                                            Aslıhan Erdur 2012

Bu sanatsal felsefe ve 30 yıla yayılan bir tecrübeyle temellenen çalışmalarımız, sadece taklit edilemez bir estetik değil, aynı zamanda köklü bir sanat mirası sunmaktadır. Bizim için altın ve gümüş sadece değerli metaller değil; hikâyelerimizi işlediğimiz, giyilebilir formdaki birer heykel malzemesidir. Koleksiyonlarımızdan seçilen her parça bir aksesuar değil; zamana meydan okuyacak, giyilebilir birer sanat eseridir.

 

Stilize Yapraklı Ağaç

Köklerden Küresel Vizyona

Markamızın tasarım ve form disiplini, 1998 yılında Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik ve Heykel Bölümü mezuniyetiyle başlayan akademik altyapıya dayanmaktadır. Mücevherin zarafetini heykel formuyla buluşturan bu yolculuk; Arpaş Kuyumculuk, Gorbon Sanat , SSEF (Sanat Severler Eğitim Vakfı.)..vb. dünyanın önde gelen kurumlarının tasarım ve üretim mutfaklarından geçerek, İstanbul’dan Dubai’nin uluslararası lüks pazarına uzanan köklü bir zanaat tecrübesiyle şekillenmiştir.

2012 yılında kurumsallaşan ve bugün 14 yılı geride bırakan firma geçmişimizle perçinlenen bu serüvende; Osmanlı'dan mitolojiye, doğanın narin uyanışından kişisel yaşanmışlıklara kadar her koleksiyonumuz bir "asıl kaynak" olmanın gururunu taşımaktadır.

Markamızın temel direklerini oluşturan çalışmalarımızı (Tek Nüsha Eserler / Sınırlı Sayıda Üretilen Eserler / Sanatçı İmzalı Koleksiyonlar / Atölye Seçkileri) atölye sınırlarının ötesine taşıyarak, seçkin ulusal ve uluslararası sergilerde sanatseverlerle buluşturmaya devam ediyoruz.

Hikâyeleri Metale Mühürlemek

Tarımlarımızı bazen zamansız bir koleksiyonun parçası olarak, bazen de bir kişinin veya markanın en özel hikâyesini metale mühürlemek için şekillendiriyoruz. Kişilere özel hazırladığımız butik çalışmalarda ruhun parmak izini ararken; firmalar için geliştirdiğimiz kurumsal koleksiyonlarda markanın kimliğini mücevher formunda yeniden yorumluyoruz. Hayalleri, değerleri ve hikâyeleri harmanlayarak somut birer hatıraya dönüştürüyoruz.

Geleceğe Bırakılan Miras: Eğitim ve Mentorluk

Sanatın paylaştıkça çoğalan ve nesiller boyu aktarılan bir miras olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle İzmir Karşıyaka’daki atölyemizi sadece bir tasarım ve üretim alanı değil, aynı zamanda yaşayan bir eğitim ekolü olarak konumlandırıyoruz.

Atölyemizde; Türkiye’de ancak sayılı noktada ulaşılabilecek, temeli usta-çırak ilişkisine dayanan, geleneksel ve akademik kuyumculuk ile tasarım prensiplerini birleştiren uzun soluklu mesleki eğitimler veriyoruz. Aynı zamanda geleceğin sanatçı adaylarına, dünya çapında prestijli üniversitelerde eğitim alabilmeleri için Yurtdışı Sanat Portfolyosu Eğitim Danışmanlığı ile mentorluk yapıyoruz.

Günün ötesinde bir takı deneyimi yaşamak, hikâyenizi giyilebilir bir sanata dönüştürmek veya hayallerinizdeki tasarımı birlikte yaratmak isterseniz...

Sizi de hikâyemizin ortağı olmaya, atölyemize bekliyoruz.

bottom of page